Fatih & Emine Mazı
Fatih ve Emine Mazı' dan, gezi notları, sinema yorumları, çektikleri fotoğraflar, şiirler, karalamalar.
18 Mar 2013
Düğün Fotoğrafçısı
Hayalini kurduğunuz düğün için her detayı en ince ayrıntısına kadar düşündünüz. O günün en güzel şekilde anlatılmasını fotoğraf fotoğraf karelenmesini isterseniz düğün fotoğrafçısı tutmanız gerekir. Biz size bu hizmeti dugunfotografcisi34.com adresi altında veriyoruz.
Düğün Fotoğrafçısı İstanbul : Fotoğrafçı Emine Mazı ve ekibi.
Hayatınızın en mutlu anı, en güzel gününü sıradan bir fotoğrafçı seçerek riske atmayın. Bu işi profesyonel olarak yapan, amatör heyecanını yitirmemiş bir düğün fotoğrafçısı tutun. Düğün gününüzün en güzel fotoğraflarını ve o günkü yaşadığınız heyecanın düğün fotoğrafları içinde yer alması zordur. Babanızın düğün günü mutlulukla harmanlanmış hüznü, eşinizle o gün karşılaştığınızda ve sizi gelinlikle ilk gördüğündeki anlatılmaz heyecanı... Bu ancak iyi bir düğün fotoğrafçısı tutarak sağlanabilir.
İyi bir düğün fotoğrafçısı, stüdyo fotoğrafçılarından farklı olarak dış mekanda fotoğraf çekebilecek farklı ekipmanlara ve tecrübeye sahiptir. Dar mekan ve zamanda birbirinden farklı duygulara sahip düğün fotoğrafları çekebilmelidir. Gelinliğinizdeki detaylar, çiçeğiniz, yüzükleriniz, o gün yaşanan tüm güzel duygular düğün fotoğrafları içinde yer almalıdır.
Düğün fotoğrafçısı hem sanatçıdır, hem bir belgeselci...
Düğün fotoğrafı ancak iyi bir düğün fotoğrafçısı ile en iyi şekilde fotoğraflanır.
Düğün Fotoğrafçısı: http://dugunfotografcisi34.com/
Not: Düğün fotoğrafçısı fiyatları sayfamızdan paketlerimizi inceyelebilirsiniz.
23 Oca 2013
Mac İçin F klavye çalışma programı: TypeTrainer4Mac
Merhaba,
Bir hafta önce ben de apple masaüstüne terfi ettim. Şu sıra onunla haşır neşirim ve gerçekten beğenerek ve keyifle kullanmaya başladım. Eski alışkanlıklarımızla (yani windovsu kullanmaya devam ederek) zaman kaybediyormuşuz ve üretkenliğimiz için yeterince alet edavat sunmuyormuş diye düşünmeye başladım.
Size tavsiye edeceğim program mac, imac, macmini, macbook gibi bilumum apple masaüstü işletim sistemlerinde çalışacaktır? TypeTrainer4Mac
Öncelikle ücretsiz. Program Türkçe için özellikle hazırlanmamış fakat her dilde, her klavyeyi destekliyor. Türkçe F klavyede hangi parmakları nereye koymanızı gösteriyor. Dilerseniz yavaş yavaş size parmak antremanları sunuyor. İlerledikçe Türkçe metinleri de üzerine sürükle bırak yapmanıza izin veriyor. Ben kullandım, çok beğendim. Tavsiye ederim.
Google veya Yandex'de TypeTrainer4Mac diye arattınca karşınıza çıkacaktır.
Bu Linkten Güvenle indirebilirsiniz.
Keyifle kullanın. Görüşmek üzere.
Daha Önceki F Klavye Yazım:
http://www.fatiheminemazi.com/2006/12/f-klavye.html
Bir hafta önce ben de apple masaüstüne terfi ettim. Şu sıra onunla haşır neşirim ve gerçekten beğenerek ve keyifle kullanmaya başladım. Eski alışkanlıklarımızla (yani windovsu kullanmaya devam ederek) zaman kaybediyormuşuz ve üretkenliğimiz için yeterince alet edavat sunmuyormuş diye düşünmeye başladım.
Size tavsiye edeceğim program mac, imac, macmini, macbook gibi bilumum apple masaüstü işletim sistemlerinde çalışacaktır? TypeTrainer4Mac
Öncelikle ücretsiz. Program Türkçe için özellikle hazırlanmamış fakat her dilde, her klavyeyi destekliyor. Türkçe F klavyede hangi parmakları nereye koymanızı gösteriyor. Dilerseniz yavaş yavaş size parmak antremanları sunuyor. İlerledikçe Türkçe metinleri de üzerine sürükle bırak yapmanıza izin veriyor. Ben kullandım, çok beğendim. Tavsiye ederim.
Google veya Yandex'de TypeTrainer4Mac diye arattınca karşınıza çıkacaktır.
Bu Linkten Güvenle indirebilirsiniz.
Keyifle kullanın. Görüşmek üzere.
Daha Önceki F Klavye Yazım:
http://www.fatiheminemazi.com/2006/12/f-klavye.html
2 Oca 2013
14-18.10.2012 Üsküp (Skopje) Gezisi
Vize işleriyle uğraşmamak için biraz da vizesiz ülkelere gidelim dedik ve aylar öncesinden, Pegasus'un kampanyalı fiyatlarıyla Üsküp biletlerimizi aldık.
Ve seyahat günü geldi çattı. Yolculuk yaklaşık 1,5 saat sürdü. Oldukça küçük bir havaalanı olan "Alexander the Great"'a iniş yaptık. Havaalanından şehir merkezine ulaşım, saat başı kalkan Vardar Ekspres otobüsleriyle yada taksiyle sağlanıyor. Üsküp'te taksi oldukça ucuz o yüzden taksi tercih edilebilir. Otobüs bilet fiyatı 10 denar yani 2,5 tl, taksiyle giderseniz 20-25 denar arası.
Geceliği 55 Euro/oda olan otelimiz Anja'yı tripadvisor'den bulduk. Konum olarak biz Makedonların yaşadığı tarafta otel tutmuşuz, Türklerin olduğu tarafta fiyatlar daha uygunmuş. Bizi Deniz Süleyman adında annesi Türk, babası Arnavut otel personel karşıladı. Giriş işlemlerini yapmadan önce içecek bişeyler ikram etmek ve Üsküp hakkında genel bilgi vermek istedi. İkram ettikleri çayla beraber küçük bir tabakta bal getirdiler. Daha sonrada gördük ki burada çayın yanında her zaman bal ikram ediliyor. (kaç fincan çay içerseniz için, yesenizde yemesenizde her seferinde bal getiriyorlar). Otel temiz ve rahattı. Yolculuk kısa sürse de yol yorgunuyduk biraz dinlenelim derken bir kaç saat uyumuşuz dolayısıyla akşam başladık Üsküp'ü gezmeye. Haftasonları meydanda çeşitli gösteri ve konserler olurmuş. Bizim gittiğimiz günün akşamında Şarap festivali vardı. Meydanda konser, yiyecek alanları ve tabiki şarap standları vardı. Meydandaki bir cafeye oturup hem müzik dinledik hem de insanları seyrettik. Sonra meşhur taş köprüden geçtik ve bizim tarafa yani Türklerin olduğu tarafa geçtik. Arnavut kaldırımlı, iki tarafında çeşitli dükkanların olduğu, İstanbul'un eski zamanlarını andıran, kimliğini hiç bozmamış masal gibi sokaklardı. Pazar günü olması dolayısıyla bütün dükkanları kapalı ve bomboş olan sokaklarda gezinirken kendimizi zamanda yolculuk yapıyor gibi hissettik.
Otelin restorantı çok güzeldi, kahvaltıda ne isterseniz hazırlıyorlar. Kahvaltımızı yaptıktan sonra şehir turuna başladık.
600 yıl Osmanlı İmparatorluğunun egemenliğinde kalan bölge, 20. yüzyılda Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti'nin en güney kısımlarını oluşturmuş, 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti’nın iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiş. 600 yüzyıl Osmanlı egemenliğindeki Makedonya son yıllarda çok hızlı bir değişim içinde. Osmanlı'nın tüm izlerini silmek istercesine her yer Barok tarzda yapılara dönüştürülmüş. Meydanda 14.6 metre yüksekliğinde 27.2 ton ağırlığında büyük İstender heykeli dikkat çekiyor. Bu heykelin amacının ulusal bir kimlik çabası olduğu düşünülüyor. Dikkat çeken diğer unsur da sanata olan düşkünlüklerinden olsa gerek her yerde çok fazla heykel olması. Alışveriş yapan bayan heykelleri, masa başında oturan insan heykelleri, vardar nehrine dalış yapan bir bayan heykeli... her yer heykel dolu. Vardar nehri nüfusu yaklaşık 500,000 olan Üsküp'ü resmen ikiye ayırmış. Bir tarafta her yerde Osmanlı izlerini görebileceğiniz çarşısı, kalesi, külliyesi, medresesi, camileri, güzel yürekli insanlarıyla Türk tarafı, diğer yanda Üsküp'e Skopye diyen, son yıllarda Avrupai tarzda yenileşme içine giren, her yere heykeller diken, şehrin en yüksek tepesine her yerden görülebilen 66 metre yükseliğinde diktikleri haç ile hristiyanlığın üstünlüğünü müslümanlara kanıtlamaya çalışan Skopye'liler ve bu iki tarafı birbirine bağlayan Taş köprü. 2 ayrı yaşam tarzı, 2 ayrı kültür-din, insan afallıyor resmen. Müslüman Türkler resmen dışlanmış, fakir bir hayat sürerken, diğer taraf yüksek standartlarda yaşayan hristiyan Makedonlar var. Bu durum nereye varacak bakalım.

Gündüz gözüyle taş köprünün ve Vardar nehrinin güzelliğini seyrettikten sonra tarihi Türk çarşısını görmeye gittik. Bu arada Vardar ovası türküsü de hiç dilimizden düşmedi:)) Bütün dükkanlar açılmış, her yer kalabalık cıvıl cıvıldı. Dükkanlar bize göre çok nostaljikti. Eski tarz terziler, fotoğraf stüdyosu, takıcılar, gelinlikçiler, nikah şekercileri, kumaşçılar, restorantlar, bakkallar... Kaleye çıktık ama arkeolojik kazı olduğu için bir kısmına girebildik, şehri ve vardar nehrini tepeden seyrettik. Çarşı içinde olan bir külliyeye girdik. Son Yaz dizisinde oynayan Tuğçe Kazas'ta türkülerin çaldığı, sedir ve nargilelerle dizayn edilmiş bir çay evinde oturmuş bir yandan müzik dinliyor, bir yandan kitap okuyor bir yandan da çay içiyordu.Selamlaşıp bir fotoğraf çekildikten sonra biz de birer çay içtik. Sonra yemek için çarşı içindeki Turist adlı mekana gittik. Burada yenecek en güzel şey köfte. Burda köfteye kebap deniyor ve sayıyla sipariş ediliyor. 10-15-20 adet alabiliyorsunuz. Sultanahmet köftesini andırıyor ama ondan bin kat lezzetli düşünün artık. Köfteyle çok arası olan ben bile bayıldım. Köftenin yanına meşhur salatalarından, kızarmış biberlerden, kabak kızartmasından alabilirsiniz. Fiyatlar o kadar uygun ki hiç o kadar yemeğe çok komik hesaplar geliyor. Birde meşhur hamburgerci Ba-Ky diye, çarşının sonunda köşede küçük bir mekan var ki hamburgeri 10 numara. Yemek sıkıntısı yok burada. Avrupa ülkelerinde Mc, Burger'den çıkmayan biz burada doya doya köfte yedik. Çarşının sonunda meyve, sebze, kıyafet, allı-pullu şalvarların satıldığı bizim Eminönü çarşısını andıran büyük bir pazar var. Halk günlük alışverişini buradan yapıyor. Satıcılar çok sıcak ve muhabbetli insanlar. Türkiye'den geldiğimizi öğrenince başlıyorlar muhabbete. İnsan burada kendini hiç yabancı hissetmiyor.
Üsküp merkezi 1 günde rahatlıkla gezilebilir. Fazla gün kalacaksanız Bitola (manastır), Ohrid gibi turistik şehirlere gidilebilir. Biz Ohrid'e tercih ettik. Gardan kalkan otobüsle yaklaşık 4 saat süren bir yolculukla Ohrid'e vardık. Gittiğimizde deli gibi yağmur yağıyordu. Dinene kadar bi yerlerde oturup bişeyler yedik, baktık dinecek gibi değil yapacak bişey yok az da olsa gezelim dedik. Ohri gölünü gördük. Sonra bir taksiye atladık tepedeki kilise olan St Sophia'ya gittik. Yağmur iyice şiddetlendi, takside gitmişti, kaldık mı tepede rehin. Taksi de gitti. Mecbur yürümeye başladık ama öyle böyle yağmıyor. Neyse şansa bir taksi gördük yeni yolcu indirmiş bizi görünce hemen aldı ıslak halimize bakmadan. Ohrid'i gezemeden döndük malesef.
Makedonya çok fazla değişime uğramadan görün deriz. Çok uzun değil 3-4 günlük bir programla güzel bir gezi yapabilirsiniz.
Notlar:
Makedonya yerel saati Türkiye'den 1 saat ileride.
1 TL= 25 Denar.
Taş köprüde çok fazla dilenci ve hırzıklık yapmak için size yaklaşan çocuklar var dikkat!
Taksi çok ucuz, her yere gidebilirsiniz ama taksimetre açtıklarından emin olun.
Ba-ky'de hamburger, çarşı içinde gözünüze hoş gelen bir restorantta kebap (köfte) yiyin.
Müslüman tarafında oteller daha uygunmuş. Biz tripadvisorden yüksek puan alan yerlere baktığımız için diğer taraftan rezerve ettik.
Ve seyahat günü geldi çattı. Yolculuk yaklaşık 1,5 saat sürdü. Oldukça küçük bir havaalanı olan "Alexander the Great"'a iniş yaptık. Havaalanından şehir merkezine ulaşım, saat başı kalkan Vardar Ekspres otobüsleriyle yada taksiyle sağlanıyor. Üsküp'te taksi oldukça ucuz o yüzden taksi tercih edilebilir. Otobüs bilet fiyatı 10 denar yani 2,5 tl, taksiyle giderseniz 20-25 denar arası.
Geceliği 55 Euro/oda olan otelimiz Anja'yı tripadvisor'den bulduk. Konum olarak biz Makedonların yaşadığı tarafta otel tutmuşuz, Türklerin olduğu tarafta fiyatlar daha uygunmuş. Bizi Deniz Süleyman adında annesi Türk, babası Arnavut otel personel karşıladı. Giriş işlemlerini yapmadan önce içecek bişeyler ikram etmek ve Üsküp hakkında genel bilgi vermek istedi. İkram ettikleri çayla beraber küçük bir tabakta bal getirdiler. Daha sonrada gördük ki burada çayın yanında her zaman bal ikram ediliyor. (kaç fincan çay içerseniz için, yesenizde yemesenizde her seferinde bal getiriyorlar). Otel temiz ve rahattı. Yolculuk kısa sürse de yol yorgunuyduk biraz dinlenelim derken bir kaç saat uyumuşuz dolayısıyla akşam başladık Üsküp'ü gezmeye. Haftasonları meydanda çeşitli gösteri ve konserler olurmuş. Bizim gittiğimiz günün akşamında Şarap festivali vardı. Meydanda konser, yiyecek alanları ve tabiki şarap standları vardı. Meydandaki bir cafeye oturup hem müzik dinledik hem de insanları seyrettik. Sonra meşhur taş köprüden geçtik ve bizim tarafa yani Türklerin olduğu tarafa geçtik. Arnavut kaldırımlı, iki tarafında çeşitli dükkanların olduğu, İstanbul'un eski zamanlarını andıran, kimliğini hiç bozmamış masal gibi sokaklardı. Pazar günü olması dolayısıyla bütün dükkanları kapalı ve bomboş olan sokaklarda gezinirken kendimizi zamanda yolculuk yapıyor gibi hissettik.
Otelin restorantı çok güzeldi, kahvaltıda ne isterseniz hazırlıyorlar. Kahvaltımızı yaptıktan sonra şehir turuna başladık.
600 yıl Osmanlı İmparatorluğunun egemenliğinde kalan bölge, 20. yüzyılda Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti'nin en güney kısımlarını oluşturmuş, 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti’nın iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiş. 600 yüzyıl Osmanlı egemenliğindeki Makedonya son yıllarda çok hızlı bir değişim içinde. Osmanlı'nın tüm izlerini silmek istercesine her yer Barok tarzda yapılara dönüştürülmüş. Meydanda 14.6 metre yüksekliğinde 27.2 ton ağırlığında büyük İstender heykeli dikkat çekiyor. Bu heykelin amacının ulusal bir kimlik çabası olduğu düşünülüyor. Dikkat çeken diğer unsur da sanata olan düşkünlüklerinden olsa gerek her yerde çok fazla heykel olması. Alışveriş yapan bayan heykelleri, masa başında oturan insan heykelleri, vardar nehrine dalış yapan bir bayan heykeli... her yer heykel dolu. Vardar nehri nüfusu yaklaşık 500,000 olan Üsküp'ü resmen ikiye ayırmış. Bir tarafta her yerde Osmanlı izlerini görebileceğiniz çarşısı, kalesi, külliyesi, medresesi, camileri, güzel yürekli insanlarıyla Türk tarafı, diğer yanda Üsküp'e Skopye diyen, son yıllarda Avrupai tarzda yenileşme içine giren, her yere heykeller diken, şehrin en yüksek tepesine her yerden görülebilen 66 metre yükseliğinde diktikleri haç ile hristiyanlığın üstünlüğünü müslümanlara kanıtlamaya çalışan Skopye'liler ve bu iki tarafı birbirine bağlayan Taş köprü. 2 ayrı yaşam tarzı, 2 ayrı kültür-din, insan afallıyor resmen. Müslüman Türkler resmen dışlanmış, fakir bir hayat sürerken, diğer taraf yüksek standartlarda yaşayan hristiyan Makedonlar var. Bu durum nereye varacak bakalım.

Gündüz gözüyle taş köprünün ve Vardar nehrinin güzelliğini seyrettikten sonra tarihi Türk çarşısını görmeye gittik. Bu arada Vardar ovası türküsü de hiç dilimizden düşmedi:)) Bütün dükkanlar açılmış, her yer kalabalık cıvıl cıvıldı. Dükkanlar bize göre çok nostaljikti. Eski tarz terziler, fotoğraf stüdyosu, takıcılar, gelinlikçiler, nikah şekercileri, kumaşçılar, restorantlar, bakkallar... Kaleye çıktık ama arkeolojik kazı olduğu için bir kısmına girebildik, şehri ve vardar nehrini tepeden seyrettik. Çarşı içinde olan bir külliyeye girdik. Son Yaz dizisinde oynayan Tuğçe Kazas'ta türkülerin çaldığı, sedir ve nargilelerle dizayn edilmiş bir çay evinde oturmuş bir yandan müzik dinliyor, bir yandan kitap okuyor bir yandan da çay içiyordu.Selamlaşıp bir fotoğraf çekildikten sonra biz de birer çay içtik. Sonra yemek için çarşı içindeki Turist adlı mekana gittik. Burada yenecek en güzel şey köfte. Burda köfteye kebap deniyor ve sayıyla sipariş ediliyor. 10-15-20 adet alabiliyorsunuz. Sultanahmet köftesini andırıyor ama ondan bin kat lezzetli düşünün artık. Köfteyle çok arası olan ben bile bayıldım. Köftenin yanına meşhur salatalarından, kızarmış biberlerden, kabak kızartmasından alabilirsiniz. Fiyatlar o kadar uygun ki hiç o kadar yemeğe çok komik hesaplar geliyor. Birde meşhur hamburgerci Ba-Ky diye, çarşının sonunda köşede küçük bir mekan var ki hamburgeri 10 numara. Yemek sıkıntısı yok burada. Avrupa ülkelerinde Mc, Burger'den çıkmayan biz burada doya doya köfte yedik. Çarşının sonunda meyve, sebze, kıyafet, allı-pullu şalvarların satıldığı bizim Eminönü çarşısını andıran büyük bir pazar var. Halk günlük alışverişini buradan yapıyor. Satıcılar çok sıcak ve muhabbetli insanlar. Türkiye'den geldiğimizi öğrenince başlıyorlar muhabbete. İnsan burada kendini hiç yabancı hissetmiyor.
Üsküp merkezi 1 günde rahatlıkla gezilebilir. Fazla gün kalacaksanız Bitola (manastır), Ohrid gibi turistik şehirlere gidilebilir. Biz Ohrid'e tercih ettik. Gardan kalkan otobüsle yaklaşık 4 saat süren bir yolculukla Ohrid'e vardık. Gittiğimizde deli gibi yağmur yağıyordu. Dinene kadar bi yerlerde oturup bişeyler yedik, baktık dinecek gibi değil yapacak bişey yok az da olsa gezelim dedik. Ohri gölünü gördük. Sonra bir taksiye atladık tepedeki kilise olan St Sophia'ya gittik. Yağmur iyice şiddetlendi, takside gitmişti, kaldık mı tepede rehin. Taksi de gitti. Mecbur yürümeye başladık ama öyle böyle yağmıyor. Neyse şansa bir taksi gördük yeni yolcu indirmiş bizi görünce hemen aldı ıslak halimize bakmadan. Ohrid'i gezemeden döndük malesef.
Makedonya çok fazla değişime uğramadan görün deriz. Çok uzun değil 3-4 günlük bir programla güzel bir gezi yapabilirsiniz.Notlar:
Makedonya yerel saati Türkiye'den 1 saat ileride.
1 TL= 25 Denar.
Taş köprüde çok fazla dilenci ve hırzıklık yapmak için size yaklaşan çocuklar var dikkat!
Taksi çok ucuz, her yere gidebilirsiniz ama taksimetre açtıklarından emin olun.
Ba-ky'de hamburger, çarşı içinde gözünüze hoş gelen bir restorantta kebap (köfte) yiyin.
Müslüman tarafında oteller daha uygunmuş. Biz tripadvisorden yüksek puan alan yerlere baktığımız için diğer taraftan rezerve ettik.
14 Haz 2012
Armut.com
Herhangi bir işte profesyonellere ihtiyacınız varsa yeni bir siteyi size tavsiye ediyorum. Size ihtiyacınızla ilgili 3 teklif getiriyor ve size birini seçmek kalıyor. Yeni ve güzel bir sistem.
Biz de kendi yerimizi aldık. Deneyin derim.
Emine M. İstanbul Kadıköy Fotoğrafçı
24 Ağu 2011
Everydns satın alındı!
Artık ücretsiz dns yönlendirme devri Everydns'de kapanıyor ve turkticaret.net gibi cname desteklemeyen alan adlarımızı blogger' a yönlendiremeyeceğiz. 1 hafta sonra sonlanalacak hizmet için godaddy.com gibi her türlü yönlendirmeye yapan bir yere alan adınızı taşıyarak çözüme ulaşabilirsiniz.
Bunun için sırasıyla yapmanız gerekenler aşağıda
1 Godaddy'e alan adını taşımak için başvurun.
2 Turkticaret.net'e giriş yapın, alan adını seçerek taşımak istiyorum, tranfer kodu yollayın diyin.(2 gün içersinde gönderiyorlar.)
3 Turkticaret.net'e godaddy firması iki ayrı kod daha yolluyor güvenlik için. Turkticaret bunu atlayabiliyor, o kodları gerekirse Bursa'dan İlker Bey'i arayarak isteyin.
4 Tüm bu kodları Godaddy firmasında pending transfer altında transferi bekleyen alan adınıza taşımaya başlayın.
5 http://help.godaddy.com/article/5112 adresinde anlatıldığı gibi ayarları yapın..
Bunun için sırasıyla yapmanız gerekenler aşağıda
1 Godaddy'e alan adını taşımak için başvurun.
2 Turkticaret.net'e giriş yapın, alan adını seçerek taşımak istiyorum, tranfer kodu yollayın diyin.(2 gün içersinde gönderiyorlar.)
3 Turkticaret.net'e godaddy firması iki ayrı kod daha yolluyor güvenlik için. Turkticaret bunu atlayabiliyor, o kodları gerekirse Bursa'dan İlker Bey'i arayarak isteyin.
4 Tüm bu kodları Godaddy firmasında pending transfer altında transferi bekleyen alan adınıza taşımaya başlayın.
5 http://help.godaddy.com/article/5112 adresinde anlatıldığı gibi ayarları yapın..
18 Ağu 2011
Evlenmeye niyet edenlere tavsiyeler
Davranış bilimleri enstitüsü diye bir kurum varmış, evlenenlere 176 soruluk test yapıp uyumluluklarını test ediyormuş. Buranın başındaki Psikolog Hejan Hepözdemir'e göre iyi bir ilişkinin formülü olmadığını söylüyor. Ama bir evliliği bitirmenin formülü açıkmış:
-Tahammül etme
-Eleştir, küçümse, aşağıla
-Konuşmayı reddet
Bana göre mutlu evliliğin tek bir formülü var, bir kişiyi sevin, hayran olun, aşık olun ve karşı taraf da aynı duygular içindeyse onunla evlenin. Bu aşktan kastım karşı cinse duyulan güçlü arzu, heyecan olayından biraz farklı; elbette o da var. Aşk maşukun ruhuna aşık olmak bir bakıma. Onun ruhunun yakın olması demek değil de, birbirlerine uyum içinde o ruhların sarmalanması denebilir.
Aşırı heyecan geçtikten sonra (o gözünüze perde indirirmiş çünkü) gerçekten aşık olup olmadığınızı daha kolay anlayabilirsiniz. Hala o özel insanın gözlerinin içine bakıyorsanız, hala yaptıklarına hayransanız ve size göre ters olan haraketlerine bile tahammül edebiliyorsanız siz aşıksınız demektir.
-Tahammül etme
-Eleştir, küçümse, aşağıla
-Konuşmayı reddet
Bana göre mutlu evliliğin tek bir formülü var, bir kişiyi sevin, hayran olun, aşık olun ve karşı taraf da aynı duygular içindeyse onunla evlenin. Bu aşktan kastım karşı cinse duyulan güçlü arzu, heyecan olayından biraz farklı; elbette o da var. Aşk maşukun ruhuna aşık olmak bir bakıma. Onun ruhunun yakın olması demek değil de, birbirlerine uyum içinde o ruhların sarmalanması denebilir.
Aşırı heyecan geçtikten sonra (o gözünüze perde indirirmiş çünkü) gerçekten aşık olup olmadığınızı daha kolay anlayabilirsiniz. Hala o özel insanın gözlerinin içine bakıyorsanız, hala yaptıklarına hayransanız ve size göre ters olan haraketlerine bile tahammül edebiliyorsanız siz aşıksınız demektir.
2 Ağu 2011
Sessiz sedasız
hep düşünecektim
uykusuz kalacaktım gecelerde
ona sarılırken bile özleyecektim onu
ben de mi,
ben de mi düştüm sevdaya
sessiz sedasız
2 Ağustos 2011 Göztepe
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



